Makale

Yeni Devletlerin Uluslararası Örgüt Üyeliğine Halefiyeti: Teorik Bir Değerlendirme

Uluslararası hukukun karmaşık ve gelişmekte olan alanlarından biri olan halefiyet hukuku, devletlerin uluslararası ilişkilerdeki sorumluluklarının birbirine geçmesini ve değişmesini konu edinir. 6 Kasım 1996’da yürürlüğe giren 1978 tarihli Devletlerin Antlaşmalara Halefiyeti Hakkında Viyana Sözleşmesi, bu alandaki temel çerçeveyi belirler. Halefiyet kavramı, bir devletin yerini başka bir devletin alması veya hak ve yükümlülüklerin bir devletten diğerine geçmesi olarak tanımlanabilir. Ancak bu tanımın ardında yatan karmaşıklık, uluslararası hukukun farklı ilke ve kurallarının etkileşimi ve çatışmasından doğar. Literatürde devletlerin halefiyeti, selef devletin ikili ve çok taraflı antlaşmalarına, mallarına, arşivlerine ve borçlarına halefiyet çerçevesinde tartışılırken uluslararası örgütlere halefiyet konusu bu çatışma alanlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bakımdan antlaşmalara, özellikle çok taraflı antlaşmalara halefiyet kuralları ile uluslararası örgütlerin kurucu belgelerinde/anayasalarında yer alan hükümler arasında nasıl bir tercih yapılacağı tartışmalıdır.

Bu makalede halefiyet kavramının temel ilkeleri uluslararası örgütlere üyelik bağlamında ele alınacak; bu alandaki temel yaklaşımlar, devletlerin ve uluslararası örgütlerin uygulamaları ile Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun çalışmaları incelenecektir. Makale, halefiyet hukukunun karmaşıklığını anlamak için bir modus operandi önermekte ve bu alandaki tartışmaya ışık tutacak bir temel oluşturmayı amaçlamaktadır.

Yayımlandığı yer
Türkiye Adalet Akademisi Dergisi (TAAD), Yıl 15, Sayı 59
Tarih
Temmuz 2024
ss.
181–204
Dil
Türkçe