Sosyal ve ekonomik hakların ortaya çıkışı sürecinde uluslararası alanda başlatılan girişimler, geniş bir yelpazeyi kapsayan sözleşmelerin, kanunların, yargı kararlarının ve diğer hukuki belgelerin oluşmasında önemli bir rol oynadı. Bu bağlamda, kaynağını İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde bulan sosyal ve ekonomik haklara ilişkin derli toplu bir metin olarak, insanların onurlu bir yaşam sürebilmeleri için ihtiyaç duydukları beslenme, çalışma, barınma, eğitim, sağlık vb. alanları kapsayan Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi oluşturuldu. İnsan haklarının gölgesinde gelişen ve uluslararası hukuk ile iç hukuk sistemlerinde giderek güçlenen bir yapıya sahip olan sosyal ve ekonomik haklar için artık ayrı bir sosyal haklar hukukundan söz edilmektedir. Ancak bu hakların korunmasına ilişkin pek çok soru işareti, hatta bu hakların “dava edilebilir” olup olmadığı konusunda süregelen bir tartışma bulunmaktadır.
Bu sözleşme bağlamında uluslararası alanda çokça tartışılan bir diğer nokta, hakların korunmasında önemli bir yere sahip olan “bireysel yakınma” yolunun bulunmayışıdır. Bölgesel düzeyde de bu hakları korumak için doğrudan oluşturulmuş mekanizmalar bulunmamaktadır. Ancak Avrupa açısından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) sosyal ve ekonomik hakların sözleşme kapsamı dışında değerlendirilemeyeceğine dair içtihadı ile Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) önüne getirilen davalarda verdiği kararlar, zayıf da olsa bir ölçüde koruma bulunduğuna işaret etmektedir.
- Yayımlandığı yer
- Sosyal Adalet için İnsan Hakları: Sosyal Haklar Bildiriler Kitabı, 2014, ss.121-131
- Dil
- Türkçe